(0532) 491 56 69

AIDS – HIV BELİRTİLERİ

AIDS – HIV BELİRTİLERİ

Virüs vücuda girdikten 2-6 hafta sonra, ateş, lenf bezlerinde büyüme, döküntü, kas ağrısı vb. şikayetler oluşturabileceği gibi, bu dönem hiçbir belirti görülmeden de geçirilebilir. Bu yüzden virüsün vücudumuz’da olup olmadığını anlamanın tek yolu HIV testi yaptırmaktır.bulaştırıcı olduğu dönem akut enfeksiyon dönemidir.

Primer HIV infeksiyonu: ( Akut HIV infeksiyonu )

HIV, vücuda alindiktan 1-6 hafta içerisinde ilk çoğalma döneminde akut infeksiyona neden olur. Bu dönemde klinik bulgular, HIV infeksiyonuna özgü değildir ve değişkendir. Semptomlar ve görülme sikliklari şu şekilde belirtilmektedir: Ateş (%96), lenf bezlerinde büyüme (lenfadenopati) (%74), farenjit (%70), deri döküntüleri (%70), kas veya eklem ağrisi (%54), ishal (%32), baş ağrisi (%32), bulanti ve kusma (%27), karaciğer ve dalak büyümesi (%14), pamukçuk (%12). Bir kisim vakada menenjit, ensefalit gibi sinir sistemi bulgularina rastlanir. Bütün bu bulgular 2-4 hafta içerisinde tedavi gerektirmeden geçer. Akut infeksiyon döneminden itibaren kişi bulaştiricidir.

Serokonversiyon:

Virüsün vücuda girişini takiben, % 95 vakada 6-12 hafta içerisinde HIV’e karşi antikorlar gelişir. Bu antikorlarin hastaliğin ilerlemesini engelleyici etkileri yoktur, ancak hastaliğin teşhisi açisindan önem taşirlar. Bu döneme “serokonversiyon dönemi” denmektedir. Antikorlar gelişene kadar geçen sürede, kanda virüs mevcuttur ve hasta bulaştiricidir.

Asemptomatik Dönem:
Serokonversiyon döneminden sonra infekte kişiler “Asemptomatik Dönem”e girerler. Bu dönemde kişilerde hiçbir belirti ve bulgu yoktur, ama bulaşticidirlar. Asemptomatik dönem 6.5-13 yil (ortalama 8-10 yil) sürer. Ancak vakalarin %20-30’u ortalama 1.5-5 yil içerisinde bir sonraki döneme geçebilmektedir. Bu süreyi etkileyen faktörler virüsün alinma yolu, hastanin yaşi ve virüsün virülansidir. Transfüzyon yolu ile alanlarda virüs yükü daha fazla olduğundan süre 6 yil olmakta, virüsü cinsel temasla alan homoseksüel erkeklerde ise bu süre 10-12 yila uzamaktadir.

Fizik muayene bu dönemde genellikle normaldir. %40-50 vakada fizik muayenede yaygin lenfadenopati saptanabilir. Lenf bezi büyümeleri HIV infeksiyonu dişinda değişik hastaliklarda da görülebilmektedir. HIV infeksiyonundan olduğunun belirlenebilmesi için lenf bezi büyümelerinin kasik dişinda en az iki ayri bölgede olmasi, büyüklüklerinin 0.5-2 cm çapinda olmasi ve 3 aydan daha uzun bir süre büyük kalmasi gerekmektedir. Klinik yönden bu dönem latent bir dönemdir. Ancak lenfatik dokularda virüs çoğalmaya devam etmekte ve CD4 hücre sayisi progresif olarak azalmaktadir.

Erken Semptomatik Dönem:

Hastalarda ilk kez doktora başvurmalarina neden olan belirtilerin başladiği dönemdir. Halsizlik, baş ağrisi, vücut ağirliğinin %10’undan fazla kilo kaybi, nedeni bulunamayan ateş, bir aydan daha uzun süren ve tedavi edilemeyen ishal, deride pullanmalarla seyreden bir hastalik olan seboreik dermatit, yaygin ve sik herpes virüs infeksiyonlari, ağizda mantar infeksiyonlari en sik karşilaşilan belirti ve bulgulardir… CD4 hücre sayimi ile beraber kandaki virüs miktarini gösteren viral yük tayininin yapilmasi ve tedavinin bu parametrelere göre planlanmasi gerekir.

Geç Semptomatik Dönem: ( AIDS )

Bu dönemde bağişiklik eksikliği iyice belirgin bir hale gelir, firsatçi infeksiyon veya kanserler ortaya çikabilir. Yaygin kullaniminda HIV ile ilgili tüm hastaliklar genel olarak AIDS adi ile anilmakta ise de aslinda virus vücuda alindiktan sonra geçirilen tüm dönemler HIV infeksiyonu, bunun son basamaği da AIDS dönemidir. AIDS’i belirleyen hastaliklar, bağişiklik sistemi sağlam kişilerde hastalik yapmayan ya da bazi özel durumlarda çok seyrek hastalik yapabilen, parazit, virus ve mantarlarin neden olduğu bazi infeksiyon hastaliklari ile, Kaposi sarkomu, beyin lenfomasi gibi bazi özel tür kanser hastaliklaridir.
özellikle bu dönemde firsatçi infeksiyonlarin tanisi, tedavisi ve profilaksisi (önleyici tedavisi) önem taşimaktadir.

İleri Evre

Gözün retina tabakasinin virüse bağli infeksiyonu olan sitomegalovirüs (CMV) retiniti görülebilir. Bu evreye gelmiş hastalarda, antiretroviral tedaviye rağmen ortalama 2 yil içerisinde yeni bir AIDS göstergesi hastaliğin ortaya çikişi engellenememektedir.

KLİNİK BULGULAR

1) Deri bulguları

Deri hastalıkları HIV infeksiyonun sık karşılaşılan komplikasyonlarindandir.
AIDS tablosu geliştiğinde ise infeksiyonlar kronik hal alir ve deride firsatçi infeksiyonlar görülebilir.

A) Derinin infeksiyon hastalıkları

a) Bakteriyel
b) Viral
c) Parazitik

B) Hipersensitivite reaksiyonlari

a) ilaç reaksiyonu (ilaç kullanımı sonrasi döküntü) (şekil 1).
b) Fotosensitivite (güneşe karşi hassasiyet)
c) Papulosküamöz hastaliklar (sedef vb. hastalıklar)

2) Oral Kavite (Ağiz içi) Bulguları

HIV infeksiyonunun seyri sırasinda oral kavitede pek çok lezyon ortaya çıkabilir. En sık karşılaşılan pamukçuk diye de bilinen mantar infeksiyonudur. En sık etkeni Candida türü mantarlardir. Yutma güçlüğü ve tat alma duyusunda bozukluğa neden olur.

3) Gastrointestinal sistem tutulumu

A) Özefagus (Yemek borusu) hastalıkları: AIDS hastalarındaki en sık yakınma yutma güçlüğüdür. Sıklıkla nedeni yemek borusunun mantar infeksiyonudur (özefajial kandidiasis).

B) Mide, ince barsak bozuklukları: Bulanti, kusma ve karın ağrısı en sık karşılaşılan yakınmalardır.

C) Enterokolit: Diare (ishal), AIDS hastalarınınn yarısından fazlasında, hastalığın seyri sırasında herhangi bir zamanda ortaya çıkmaktadır ve önemli ölüm nedenlerinden biridir.

4) Solunum Sistemi Hastalıkları

HIV infeksiyonun seyri sirasinda en sık karşılaşılan akciğer hastalığı, Pneumocystis carinii adı verilen bir tür mantara bağlı olarak gelişen zatürre (pnömoni)dir. Pneumocystis carinii Pnömonisi (PCP), ateş, gece terlemesi kilo kaybı, artan öksürük ve nefes darlığı yakınmalarının olduğu bir tablodur. Tedavisinde, trimethoprim-sulfamethoksazol isimli antibiyotik kullanılır. Tedavi sonrasında da tekrarlamasını önlemek için aynı antibiyotik daha düşük dozlarda kullanılmalıdır.HIV ile infekte hastalarda tüberküloz görülme sıklığı HIV ile infekte olmayanlara göre daha fazladır. Tüberküloz tedavi süresi 6-12 aydır. Tüberküloz tedavisinde kullanılan bazi ilaçlarin, HIV infeksiyonu tedavisi için kullanilan ilaçlarla etkileşimi vardır. Bu konuda dikkatli olunmalıdır.

5) Kalp tutulumu

HIV infeksiyonu seyri sırasında en sık tespit edilen kardiyovasküler problem kalp zarinda sıvı toplanması(perikardiyal effüzyon)dır.

6) Hematolojik (kan ve kemik iliği) hastaliklar

Anemi (kansızlık), AIDS hastalarındaki en sık kan hastalığıdır. Hastalığın kendine bağlı olarak görülebileceği gibi mide-barsak sisteminden kan kaybı nedeniyle de görülebilir. Virüsün ana hedefi olan CD4 + lenfositlerin sayısı giderek azalır.

7) Sinir sistemi bulguları

HIV sinir sisteminde değişik klinik tablolara neden olabilen bir virustur.

A) Firsatçı infeksiyonlar

Toksoplazmoz: Toxoplasma gondii adinda bir parazitin neden olduğu infeksiyondur. Hastalarda, ateş, başağrısı, tıpkı felçte olduğu gibi kollarda, bacaklarda kuvvetsizlik yakınmaları olur. Tanı için beyin tomografisi kullanılır.
Kriptokokkoz : Cryptococcus neoformans, adlı mantarın neden olduğu menenjit olan bu tablo AIDS’lu hastalarda toksoplazmozis ve lenfomadan sonra üçüncü en sık santar sinir sistemi hastalığıdır.
Sitomegalovirus infeksiyonu: Cytomegalovirus (CMV) infeksiyonu AIDS’lu hastalarda çok sıktır. Retinada infeksiyon yapip körlüğe ve değişik nörolojik hastaliklara neden olabilmektedir.

B) Firsatçı kanserler

Beyinde Lenfoma: AIDS hastalarinin % 5’inde görülür. Hastanin giderek nörolojik fonksiyonlarini kaybetmesine neden olur.

C) AIDS-Demans Kompleksi (AIDS-Bunama Tablosu)

Düşünme, motor ve davraniş bozukluklari ile giden bir tablodur. Genellikle HIV infeksiyonun geç evre komplikasyonlarindandir.

8) Kanserler

A) Kaposi Sarkomu (KS)

HIV ile infekte hastalardaki en sık kanserdir. Patogenezinde “Human Herpes Virus 8” (HHV8) olarak tanımlanan bir virusun rolü vardır. Mor, kirmizi renkli kanser dokusu yüzde, kol ve bacaklarda görülebilir.Tedavisinde kemoterapi ve radyoterapiden faydalanılır.

B) Lenfoma

HIV ile ilişkili en sık ikinci kanser lenf hücrelerinden kaynaklanan bir tür kanser olan lenfomadır. Hastalar ateş, kilo kaybı ve büyümüş lenf bezlerinden yakınılır.

C ) Anal (makat) kanser
HIV ile infekte hastalarda sıktır. Fakat bu belirtiler riskli teması takip eden gün başlamazlar. HIV ile enfekte olmuş ve tedavi görmeyen bireyler yıllarca bu dönemde kalabilir ve bulaştırıcılıklarını sürdürürler.Bu dönemde de, hiçbir müdahale yapılmadığı yani hiv tedavisine başlanmadığı takdirde hastalık ölümle sonuçlanır. Fakat doğru zamanda tanı almış ve tedaviye başlamış bireyler için böyle bir risk yoktur ve HIV pozitif bireyler yaşam kalite ve sürelerinden bir şey kaybetmeden sağlıklı bir ömür sürdürebilir, çalışabilir, evlenebilir, HIV taşımayan çocuk sahibi olabilirler.

-HIV uzun süre belirti göstermeyebilir mi?-

HIV ile yaşayan fakat henüz tanı almamış yani henüz HIV taşıdığını bilmeyen ve HIV ilaç tedavisi (ART)  kullanmayan bireylerin bazılarında, HIV bulaşısını takip eden birkaç yıl sonra dahi hiçbir belirti görülmeyebilir. Bununla birlikte, eğer hayatlarına tedavi olmadan devam ederlerse, belirli bir süre sonra;

*Cilt döküntüleri

*Yorgunluk

*Gece terlemesi

*Hafif kilo kaybı

*Ağız ülseri

*Cilt mantarı

*Tırnak enfeksiyonları

gibi HIV ile ilgili hafif belirtiler yaşamaya başlarlar. Bu belirtiler HIV ile enfekte olunmasından 5 yıl sonra, hatta daha da uzun bir süre sonra ortaya çıkabilir. Bir başka ifadeyle HIV uzun yıllar boyunca hiçbir belirti göstermeyebilir. Bu belirtiler HIV enfeksiyonunun kendisinden değil, bağışıklık sisteminin zayıflaması sonucu olarak gelişen hastalıklara veya enfeksiyonlardan kaynaklı olarak oluşur. Bir deyişle bu belirtiler vücudun bağışıklık sisteminin zayıfladığı ve enfeksiyonlarla, mücadele edemediğinin belirtileridir. Gelişebilecek hastalık ve belirtilerin türü çok çeşitli olabilir. HIV ile yaşayan bir birey hayatına  HIV İlaç tedavisi (ART) almadan devam ederse, bu hastalıklar ve semptomlar muhtemelen çok daha ciddi hale gelecektir. Bağışıklık sistemindeki hasar daha şiddetli olduğunda, HIV pozitif bireyler pnömokistik carinii pnömoni (PCP) (akciğer hastalığı), mikobakterium enfeksiyon hastalıkları (MAC), sitomegalovirus (CMV), toksoplazmoz ve kandidiaz (pamukçuk) dahil olmak üzere fırsatçı enfeksiyonlar yaşayabilirler.